Transkripsiyon, bir kaydı dinleyip çalınan kalıbı notaya dökme ya da doğrudan enstrümanda tekrar etme çalışmasıdır ve davul tarihindeki birçok usta bu yöntemle gelişmiştir. Notaya dayalı eğitim kalıpları sistematik biçimde öğretirken, transkripsiyon kulağı gerçek müzik bağlamında "neyin işe yaradığını" ayırt etmeye alıştırır.
Bu yöntemin değeri, yalnızca doğru notaları bulmakla sınırlı değildir; aynı zamanda bir davulcunun dinamik tercihlerini, ghost note kullanımını ve zamanlama inceliklerini de fark etmeyi öğretir. Örneğin Bernard Purdie'nin shuffle kalıbındaki ghost note'ların ne kadar kısık çalındığını yalnızca yazılı notadan anlamak neredeyse imkansızdır; bu ancak dikkatli dinlemeyle kavranabilir.
Transkripsiyona başlarken önerilen yöntem, kısa bir pasajı (dört ya da sekiz ölçü) seçip, kaydı önce tempo düşürülmüş halde defalarca dinlemektir. Kursiyer önce büyük yapıyı (kaç vuruşta bir backbeat, hangi davul çalınıyor) kavrar, ardından incelikleri (ghost note, aksan, dinamik) tek tek çözmeye geçer. Bu adım adım yaklaşım, transkripsiyonu göz korkutucu olmaktan çıkarır.
Derslerimizde transkripsiyon çalışması, kursiyer temel notasyon okuma becerisini kazandıktan sonra, düzenli programa dahil edilir. Kursiyerden sevdiği bir parçadan kısa bir kalıbı seçip çözmesi istenir; bu hem motivasyonu artırır hem de öğrenilen tekniklerin gerçek müzik içinde nasıl kullanıldığını somut biçimde gösterir.